Son Dakika Haberleri

İslâmiyetin Kabulünden Sonraki Türk Destanları



İslâmiyetinKabulünden Sonraki Türk Destanları

Karahanlı hükümdarıSatuk Buğra Han X. yüzyılda islâmiyeti resmen devlet dini olarak kabuletmiştir. islâmiyetten sonra ilk teşekkül eden destan da bu hükümdarınislâmiyeti kabul ve yaymak için yaptığı mücadelelerin efsanelerlezenginleştirilerek anlatımıyla doğmuştur. Bu destanın bir elyazmasında bulunanmetni kısaca şöyle özetlenebilir :

 

Satuk Buğra HanDestanı

Hz. Muhammed kanatlıatı Burak'ın sırtında göklere yükseldiği "Mirâc Gecesinde" gökkatlarında kendinden önceki peygamberleri görür. Bunlar arasında birinitanıyamaz ve Cebrail'e bunun kim olduğunu sorar.

 

Cebrail : "Bupeygamber değildir. Bu sizin ölümünüzden üç asır sonra dünyaya inecek olan birruhtur. Türkistan'da sizin dininizi yayacak olan bu ruh "Abdülkerim SatukBuğra Han" adını alacaktır." Hz. Muhammed yeryüzüne döndükten sonra hergünislâmiyeti Türk ülkesine yayacak olan bu insan için dua etti. Hz. Muhammed'inarkadaşları da bu ruhu görmek istediler. Hz. Muhammed dua etti. Başlarında Türkbaşlıkları bulunan silâhlı, kırk atlı göründü. Satuk Buğra Han ve arkadaşlarıselâm verip uzaklaştılar. Bu olaydan üç asır sonra Satuk Buğra Han, KaşgarSultanının oğlu olarak dünyaya geldi. Satuk Buğra Hanın doğduğu gün yersarsılmış, mevsim kış olduğu halde bahçeler , çayırlar çiçeklerle örtülmüştü.Falcılar bu çocuğun büyüyünce müslüman olacağını söyleyerek öldürülmesiniisterler. Satuk Buğra Hanı, annesi : "Müslüman olduğu zamanöldürürsünüz." diyerek ölümden kurtarır.

 

Satuk Buğra Han 12yaşında arkadaşlarıyla birlikte ava çıkmağa başlar. Avda oldukları günlerdenbirinde kaçan bir tavşanın arkasından hızla koşarken arkadaşlarından uzaklaşır.Kaçan tavşan durur ve bir ihtiyar insan görünümü kazanır.Satuk Buğra Han'ınsonradan Hızır olduğunu anladığı bu yaşlı kişi ona müslüman olmasını öğütler veislâmiyeti anlatır. Satuk Buğra, Kaşgar hükümdarı olan amcasından islâmiyetikabul etmesini ister. Kaşgar Hanı, müslüman olmayacağını söyler. Satuk BuğraHan'ın işaretiyle yer yarılır ve hükümdar toprağa gömülür. Satuk Buğra Hanhükümdar olur ve bütün Türk ülkeleri onun idaresinde islâmiyeti kabul ederler.Satuk Buğra Han, ömrünü müslümanlığı yaymak için mücadele ile geçirmiştir.Menkabelere göre Satuk Buğra Han'ın düşmana uzatıldığında kırk adım uzayan birkılıcı varmış ve savaşırken etrafına ateşler saçıyormuş. 96 yaşında Tanrıdandavet almış bu sebeble Kaşgar'a dönmüş ve hastalanarak burada ölmüştür.

 

Manas Destanı

Kırgız Türkleriarasında doğan Manas destanı Kazak-Kırgız Türk kültür dâiresi içinde bugün debütün canlılığı ile yaşamaktadır. Bu destanın XI ile XII. yüzyıllarda meydanageldiği düşünülmektedir. Destanın kahramanı Manas da, Oğuz Kağan destanınınislâmî rivayetindeki ve Satuk Buğra Han gibi islâmiyeti yaymak için mücadeleeden bir kahramandır. Böyle olmakla beraber Manas destanında islâmiyet öncesiTürk kültür , inanç ve kabullerinin tamamını görmek mümkündür. Bazı varyantları400.000 mısra olan Manas destanı Türk-Bozkır medeniyetinin Kazak -Kırgızdâiresinin kültür belgeseli niteliğindedir.

 

Cengiz-nâme

Ortaasya'da yaşayanTürk boyları arasında XIII. yüzyılda doğup gelişmiştir. Cengiznâme Moğolhükümdarı Cengiz'in hayatı, kişiliği ve fetihleri ile ilgili olarak Cengiz'inoğulları tarafından idare edilen Türkler tarafından meydana getirilmiştir. OrtaAsya'da yaşayan Türkler özellikle de Başkurd, Kazak ve Kırgız Türkleri, Cengizdestanını çok severek günümüze kadar yaşatmışlardır. Cengiz-nâme'de, Cengiz birTürk kahramanı olarak kabul edilmekte ve hikâye Türk tarihi gibianlatılmaktadır. Cengiz, Uygur Türeyiş destanının kahramanları gibi gün ışığıile Kurt-Tanrı'nın çocuğu olarak doğar. Cengiz-nâme, Moğol Hanlarının destanîtarihi olarak kabul edildiğinden tarih araştırıcılarının da dikkatiniçekmiştir. XVII. yüzyılda Orta Asya Türkçesinin değerli yazarı Ebü'l GâziBahadır Han, "şecere-i Türk" adlı eserinde "Cengiz-Nâme"nin17 varyantını tesbit ettiğini söylemektedir. Bu bilgi, bu destanın, OrtaAsya'daki Türkler arasındaki yaygınlığını göstermektedir. Orta Asya Türkleri,Cengiz'i islâm kahramanı olarak da görmüşler ve ona kutsallık atfetmişlerdir.Batıdaki Türkler tarafından ise Cengiz hiç sevilmemiştir. Arap tarihçilerinin,bu hükümdarı islâm düşmanı olarak göstermeleri ve tarihî olaylar onunsevilmemesinde etkili olmuştur. Moğolların Anadoluya saldırgan biçimde geliportalığı yakıp yıkmaları, Bağdat'ın önce Hülâgu daha sonra Timurlenk tarafındanyakılıp yıkılması, Timurlenk'in Yıldırım Beyazıd'la sebebsiz savaşı gibi tarihigerçekler, Cengiz'in de diğer Moğollar gibi sevilmemesine sebeb olmuştur.Cengiz-Nâme batıda yaşayan Türkler'in hafıza ve gönüllerinde yer almamıştır."Cengiz-Nâme" nin Orta Asya Türkleri arasında bir diğer adı da"Dâstân-ı Nesl-i Cengiz Han" dır.

 

Edige

Bu destanda XIIIyüzyılda Hazar denizi kıyısında kurulan Altınordu Hanlığının XV. yüzyıldaTimurlular tarafından yıkılışı anlatılmaktadır. Destanın adı, Altınordu Hanı vebu destanın kahramanı Edige Mirza Bahadır'a atfen verilmiştir. Edige MirzaBahadır'ın devletini ayakta tutabilmek için yaptığı büyük mücadeleler,ölümünden sonra XV. yüzyılda destan haline getirilmiştir. 1820'yılındanitibaren yazıya geçirilen Edige destanının Kazak-Kırgız, Kırım, Nogay, Türkmen,Kara Kalpak, Başkırt olmak üzere altı rivâyeti tesbit edilmiştir Çeşitli Türkguruplar arasında Alp Er Tunga ve Oğuz Kağan gibi ilk Türk destanlarınınizlerini taşıyan Türk kahramanlık dtünya görüşünü temsil eden burada bahsigeçenler kadar yaygınlaşmamış ortak edebiyat geleneği içinde yer almamış pekçok başka destan örneği bulunmaktadır. Osmanlı sahasında destandan hikâyeyegeçişte ara türler olarak da nitelendirilen çok tanınmış ve bir çok Türktopluluklarınca da bilinen Köroğlu örneği yanında daha sınırlı alanlarda tesbitedilen Danişmendname , Battalname gibi ilgi çekici örnekler de bulunmaktadır.

 

Battal-Nâme

Bu destanın kahramanıTürkler arasında Battal Gâzi adıyla benimsenmiş bir Arap savaşcısıdır. Asıldestan, VIII. yüzyılda, Emevî'lerin hırıstıyanlarla yaptıkları savaşlarda büyükkahramanlıklar göstermiş Abdullah isimli bir kişiyle ilgili olarak doğmuştur.Battal arapça kahraman demektir, Battal Gâzi, Arap kahramanına verilenunvanlardır. Türklerin müslüman olmalarından sonra Battal Gâzi destan tipiTürkleştirilmiş önceki destan epizotlarıyla zenginleştirilmiş ve anlatımgeleneği içine alınmıştır. XII ve XIII yüzyıllarda Battal-Nâme adı ile ve nesirbiçimi yazıya geçirilmiştir. Hikâyeci âşıkların repertuarlarında da yeralmıştır.Seyyid Battal adıyla da anılan bu kahraman hem çok bilgili, çok dindarve cömertdir. Müslümünlığı yaymak için yaptığı mücadelelerde insanların yanındabüyücü, cadı ve dev gibi olağanüstü güçlerle de savaşır. "AşkarDevzâde" isimli atı da kendisi gibi kahramandır. Arap, Fars ve TürklerinX-XX. yüzyıllar arasında oluşturdukları ortak islâm kültür dâiresininürünlerinden biri olmakla beraber Orta Asya'da yaşayan Türk guruplar arasına dayayılarak Türk kabul ve değerleriyle kaynaşmıştır.

 

Dânişmendnâme

Anadolunun fethini vebu mücadelenin kahramanlarını anlatan, XII. yüzyılda sözlü olarak şekillenenXIII. yüzyılda yazıya geçirilen islâmî Türk destanlarındandır. Danişmendnâme'dehikâye edilen olayların tarihi gerçeklere uygunluğu, kahramanlarının yaşamışTürk beyleri olmalarından, Anadolu coğrafyasının gerçek isimleriyleanılmasından dolayı uzun süre tarih kitabı olarak nitelendirilmiştir. Köroğlumetni destan adıyla anılmakla ve bazı destanî niteliklere de sahib olmaklabirlikte XX. yüzyılda Anadolu'dan derlenen örnekleri daha çok halk hikâyesigeleneğine yakındır. Anadolu'da hikâyeci âşıklar tarafından 24 kol halindeanlatılan hikâyesinin özeti kısaca şöyledir :

 

Köroğlu Destanı

Bolu beyi, güvendiğiseyislerinden biri olan Yusuf'a : "Çok hünerli ve değerli bir at bul." emrini verir. Seyis Yusuf, uzun süre Bolu beyinin isteğine uygun bir atarar. Büyüdüklerinde istenen niteliklere sahip olacağına inandığı iki tay bulurve bunları satın alır. Bolu beyi bu zayıf tayları görünce çok kızar ve seyis Yusuf'ungözlerine mil çekilmesini emreder. Gözleri kör edilen ve işinden kovulan Yusuf,sıska taylarla birlikte evine döner. Oğlu Ruşen Ali'ye verdiği talimatlarlatayları büyütür. Babası kör olduğu için Köroğlu takma adıyla anılan Ruşen Ali,babasının isteğine göre atları yetiştirir. Taylardan biri olağanüstü bir athaline gelir ve Kırat adı verilir. Kırat da destan kahramanı Köroğlu kadarünlenir. Seyis Yusuf, Bolu beyinden intikam almak için gözlerini açacak ve onugüçlü kılacak üç sihirli köpüğü içmek üzere oğlu ile birlikte pınara gider.Ancak, Köroğlu babasına getirmesi gereken bu köpükleri kendisi içer, yiğitlik,şâirlik ve sonsuz güç kazanır. Babası kaderine rıza gösterir ancak oğlunamutlaka intikamını almasını söyler. Köroğlu Çamlıbel'e yerleşir, çevresineyiğitler toplar ve babasının intikamını alır. Hayatını yoksul ve çaresizlereyardım ederek geçirir. Halk inancına göre silâh icat edilince mertlik bozuldudemiş kırklara karışmıştır.



Benzer Dosyalar